Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "X-Men (2000)"

Etiket:

cmos hakkındaki yazılar:

ricoh gxr
ricoh gxr

ricoh'un fotoğraf sektörü için bir ilki başaran makinesi gxr, algılayıcıyı da barındıran değişebilir bir objektif sistemine sahip. dünya'nın en küçük ve en hafif değişebilir objektifli makinesi ünvanını ele geçiren gxr, iki farklı objektif seçeneğini sunmakta. uzun süredir başarılı kompakt makineler üretmesine karşın dslr sektöründe varolamayan ricoh, bir ilk olmasına karşın güçlü rakiplerine karşı sınırlı objektif seçenekleri ve algılayıcıyı da içinde barındırması nedeniyle artan masraflar göz önüne alındığında uzun vadede ne derece başarılı olacak bekleyip göreceğiz.
ricoh gxr gövde
ricoh gxr gövde

gövdenin bazı özellikleri:


toshiba tarafından duyurusu yapılan yüksek duyarlılığa sahip arkadan aydınlatmalı cmos algılayıcının bir benzerini geçtiğimiz aylarda sony, exmor r adıyla duyurmuştu. dynastron serisine üye olan algılayıcı firmanın sayısal fotoğraf makineleri ve fotoğraf çekebilen cep telefonları hedef alınarak, 2010 yılının 3. çeyreğinde üretilmeye başlayacak.

bazı özellikleri:

  • 1/2.3 inç
  • 14.6 milyon piksel
  • 1.4 mikro metre piksel boyu
  • 60fps

exmor-r yapı değişikliği
exmor-r yapı değişikliği

sony cmos algılayıcı teknolojisi exmor'da yapısal değişikliğe giderek, gürültü seviyesini azalttığını iddia ettiği exmor-r'yi duyurdu. yeni tasarımda ışığa duyarlı algılayıcılar renk filtrelerinin hemen arkasına yerleştirilerek +6dB duyarlılık, -2dB gürültü kazancı sağlanmış.
firma tarafından yapılan açıklamaya göre algılayıcı video kameralar ve fotoğraf makinelerinde kullanılacak.

dijital fotoğrafın en küçük parçasına bildiğiniz üzere piksel deniliyor. cmos, ccd, four thirds, micro four thirds ve foveon ise dijital makinelerde filmin yerini alan en popüler algılayıcı tipleri. pikselin tanımlanmış bir boyutu yok, bu nedenle 1 piksel 1cm² alan kaplayacağı gibi 1/100cm² alanda kaplayabilir. algılayıcıların ise belirli bir alanları var ve malumunuz makineler küçüldükçe algılayıcı boyutları da bundan etkileniyorlar, bu da direkt olarak piksel boyutuna tesir ediyor.
pikselin ne işe yaradığını daha önce bir yazımda anlatmıştım, oradan alıntı yaparsam:


ricoh cx1
ricoh cx1

ricoh'un r10 üzerine geliştirdiği ilk cmos algılayıcı kullanan makinesi cx1, smooth imagin engine IV adlı bir imaj işlemcisi kullanıyor. bu imaj işlemcisinin hızlı ardıl çekim dışında diğer bir avantajı ise makine üzerinde hdr fotoğraflar yaratabilmeniz, böylelikle istemezseniz bilgisayar başında uğraşma derdini ortadan kaldırıyor. 920000 piksel lcd ekran ise kompakt bir makine olduğu düşünüldüğünde oldukça başarılı.

makinenin bazı özellikleri:


tuttum

raw

dijital fotoğrafla uğraşan herkesin bir şekilde haberdar olduğu raw, bir tür dijital kayıt formatıdır. filmin yerini alan algılayıcılar{ccd, cmos, foveon} ışığı sayısal veriye dönüştürerek farklı dosya şekillerinde dahili veya harici saklama ortamlarına aktarırlar. raw dosyalarını diğerlerinden{jpeg, tiff} farklı kılan ise makinenin yazılımı tarafından en az işlem görmesi ve hatta ham olarak saklamaya olanak tanımasıdır.
her üreticinin farklı bir uzantıyla{.raf (fuji);;.crw, .cr2 (canon);.tif, .k25, .kdc, .dcs,.dcr, .drf (kodak),.mrw (minolta);.nef, .nrw (nikon);.orf (olympus);.dng(adobe);.ptx, .pef (pentax);.arw, .srf ,.sr2(sony);.x3f (sigma);.erf (epson);.mef .mos (mamiya);.raw,.rw2 (panasonic);.cap, .tif, .iiq(phase one);.r3d (red);.fff (imacon);.pxn (logitech);.bay (casio);.rwz (rawzor)} sakladığı raw dosyalar bu sebeple dijital negatif{film} olarak adlandırılırlar, bunun bir nedeni de filmin karanlık odada geliştirme sürecine müsade eden yapısının bir benzerini dijital karanlık oda uygulamalarıyla sunmasıdır.
bu kadar çok raw{pdf} formatının bulunması işleme sürecinde önemli bir pazar payına sahip olan adobe tarafından 2004 yılında bir standarta bağlanmış ve dng{dijital negatif} adını almıştır.
objektif tarafından algılayıcıya aktarılan görüntü gri tonlarında algılacı tarafından sayısal veriye dönüştürülür, fotoğrafın renkli olmasını ise algılayıcıyı kaplayan renk filtreleri{bayer, foveon} sağlar.
raw dosyaları alınan veriyi kayıt edilen pikseller ve metadata olarak barındırır. metadata bize makineyle ve fotoğrafla her türlü bilgiyi{enstantane hızı, diyafram değeri, kullanılan objektif ve odak uzaklığı, flaş bilgisi, makinenin modeli ve seri numarası vb.} sağlar.
diğer dosya formatlarında ise tüm veri makinenin kullanıcı tarafından yapılan ayarlarına göre sıkıştırılarak{jpeg} veya sıkıştırılmayarak{tiff} daha sonra ham haline ulaşılamayacak şekilde kayıt edilir ve bu ayarlar dosyaya exif olarak gömülür, daha sonra dijital karanlık oda uygulamalarında fotoğraf üzerinde değişiklik yapılmak istenildiğinde ise fotoğrafın ham haline ulaşılamayacağından mevcut veri üzerinde işlem yapılır, yapılan işlemin kalitesi ise verinin kalitesi ile doğru orantılı olduğundan bazı değişikliklerin yapılması veri kalitesini düşürür ya da değişikliği olanaksız kılar.
peki raw bize ne kazandırır?.
raw kayıt edilmiş fotoğraf çekimden sonra veriyi bilgisayarınıza aktardığınızda fotoğraf o an çekilmiş algılayıcıdan makinenin imaj işlemcisine oradan da imaj yazılımı yerine sizin dijital karanlık oda uygulamanıza{dxo, aperture, lightroom, photoshop, capture one,bible, makineyle gelen raw işleme yazılımları} aktarılmış gibi olur, böylelikle çekim anında müdahale edebileceğiniz{renk uzayı, beyaz dengesi, pozlama telafisi, renk filtreleri, keskinlik, doygunluk, parlaklık, sıkıştırma derecesi, gürültü vb.} bazı şeyleri monitör karşısında ve zaman kısıtı olmadan rahatlıkla yapabilirsiniz, üstelik raw dosyanızı koruduğunuz takdirde bunu defalarca farklı şekillerde sonuca ulaştırmanız da size esneklik sağlayacaktır.
raw dosyaları sıkıştırma sürecinden daha az geçtiği için boyut olarak daha fazla yer kaplamalarına karşın günümüz depolama çözümleriyle bu konuda problem yaratmamaktadırlar, asıl problem dosyanın kayıt süresiyle yaşanmaktadır. bu konudaki zamanlama ise bütün yükü fotoğraf makinesinin işlemcisine yükler, kompakt makineler bu konuda ilk zamanlar oldukça sıkıntı yaşatsalar da{5mp bir raw dosyasının kaydı 30-35sn sürmekteydi} günümüz kompakt ve dslr makineleri bu sorunu kullandıkları tampon bellek boyutu ve işlemci hızlarıyla aşmışlardır.


sony imx060pq
sony imx060pq

sony'nin dünyanın en küçük 12.25 milyon efektif piksel kayıt yapabilen algılayıcısı olarak duyurduğu imx060pq, 8.11{imx046pq} ve 5.15{imx045pq} milyon piksel kayıt edebilen iki alt modele daha sahip. boyutlarıyla daha çok cep telefonu kullanımı için tasaralandığı anlaşılan algılayıcılarla birlikte iu060f ve iu046f objektiflerin kullanılması hedeflenmiş.

sigma sd15
sigma sd15

sene başında söylenenler gün itibariyle açıklığa kavuştu ve sigma sd14'ün takipçisi dslr gövdesi sd15'i tanıttı. makinenin önceki versiyona göre en büyük değişikliği ise true ii adı verilen imaj işlemcisi gibi görünüyor.

makinenin bazı özellikleri:


sony'nin uzun süredir bahsi geçen makinesi a900, dedikodulara göre 3 eylül itibariyle stoklara girecek. kendisi kadar adı da muamma olan makinenin photokina'yla birlikte tanıtılması bekleniyor. diğer bahsi geçen konu ise muhtemel adı d3x olacak nikon gövdesiyle aynı algılayıcıyı paylaşması.


samsung tarafından yapılan açıklamaya göre dslr algılayıcı kullanan ama kompakt boyutlara sahip bir makine 2010 yılında raflarda yerini bulacak. bu fikrin bir ilk olduğunu düşünüyorsanız profesyonel fotoğraf alanında şu an emekleme aşamasında olan samsung'un micro four thirds fikrinden esinlenmiş olabileceğini de düşünmelisiniz.


1 2 3 4 Sonraki

etiket menüsü

Bu Site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır. detaylar

Tutulanlar banner

network siteleri

RSS Dosyası
pillikutu