Tam o sırada, başka bir pillinetwork sitesi olan ucandaire.org'da: "Herkese Açık Bilim Kurgu"

makine almadan önce amaçların belirlenmesinin gerekliliğinden bahsetmiştim, fakat amaçları belirlemek
fotoğraf ve fotoğraf makinesiyle alakalı temel kavramlardan bihabersek seçim yaparken başkalarının bilgilerine başvurmamıza neden olur ki bu da bizi bizim kadar iyi tanımayan birisinin yaklaşık sonuçlarla hareket
etmesine yol açar. kişisel ihtiyaçlarımızı bizden daha iyibilen olamayacağına göre satış yapmaya can atan satışyetkililerine mahkum olmadan fiyat/performans oranı en yüksek araca ulaşabiliriz.

temel kavramlar

kısaca fotoğrafın ne demek olduğuna bakarsak ışık{photo} ve iz{graph} kelimelerinden oluştuğunu ve ışıkla iz bırakmak manasını taşıdığını görürüz. fotoğraf makineleri ise cisimlerden yayılan elektro manyatik radyasyonu optik eleman{objektif} vasıtasıyla toplayıp

karanlık oda görevi gören gövde içindeki duyarlı malzemeyi{film ya

da dijital makinelerdeki karşılığıyla algılayıcı} etkiler.
bir fotoğraf makinesi objektif, diyafram, gövde, örtücü ve bakaçtan

oluşur. film makinenin bir parçası olmamakla birlikte dijital

fotoğraf makinelerinde filmin yerini dijital algılayıcının

almasından dolayı çoğunlukla makinenin bir parçasıdır ve alınan

verileri işlemeye yönelik bir işlemci de olaya dahil olur.
fotoğraf makinesi ister konvansiyonel ister dijital olsun isterse de

çek-at, çalışma mantığı değişmez. bir makinenin iyi olması tüm

elemanlarının belirli bir kalite düzeyinin üzerinde olmasının

yanında parçaların uyumluluğuna da bağlıdır.

* bakaç {vizör, viewfinder, evf, electronic viewfinder}
bakaç neyi çektiğimizi görmemize yarar, objektif doğrultusu üzerinde bulunan bu eleman filmin üzerine düşen görüntüyü kotrol etmemize yarasa da görüntünün tamamını göstermeyebilir.
refleks olmayan makinelerde ise filme aktarılan görüntü ile gördüğümüz görüntü arasında kaymalar olabilir ki buna paralaks hatası denir ve yakın, detaylı çekimlerde istenmeyen sonuçlara neden olur.
{bakaç optik elemanlar ve aynadan oluşabildiği gibi bazı fotoğraf makineleri bakaçsız olabilmekte ya da algılayıcının aldığı görüntü küçük bir ekran vasıtasıyla bakaç olarak kullanılabilmektedir[slr benzeri makine/evf].}
bakaçlarına göre makineler refleks olmayan, tek objektifli, çift objektifli ve elektronik bakaçlı olmak üzere çeşitlendirilebilir.
* refleks olmayan fotoğraf makineleri{rangefinder} objektifden gelen görüntüyü göstermezler, aynı doğrultuda olsalar bile yaklaşık görüntü alanımızı kaymalarla görmemize neden olurlar. bu tip makineler daha küçüktürler ve bakaç slr makineler gibi hareketli parça barındırmadığından daha sarsıntısızdır.
* tek objektifli fotoğraf makineleri{single lens reflex, slr, dslr}
slr makineler objektiften gelen görüntüyü aynalar ve prizmalar yoluyla bakaça iletir bu nedenle en çok tercih edilen makine tipidir, deklanşöre basıldığında duyarlı ortam önünde bulunan ayna kalkar ve bakaçtan görmemiz olanaksız hale gelir. dijital slr makinelerde de mantık aynıdır, yalnız bazı firmalar daha küçük bir algılayıcı yardımıyla ayna kalktığında da arkada bulunan ekrandan görüntü alınmasına olanak tanır.
* çift objektifli fotoğraf makineleri{twin lens reflex, tlr}
tlr makineler objektif doğrultusunda ikinci bir objektif barındırırlar ve görüntüyü bakaça aktarırlar lakin refleks olmayan makineler gibi paralaks hatasına neden olurlar.
* elektronik bakaçlı fotoğra makinesi{evf, electronic viewfinder, slr like, slr benzeri}
elektronik bakaça sahip fotoğraf makineleri slr benzeri olarak adlandırılırlar, slr makinelerin aksine objektiften alınan görüntünün bakaça iletilmesi ayna ve prizma yardımıyla değil algılayıcıdan bakaçta yer alan ekrana aktarılmasıyla olur. bu tarz makinelerin en büyük dezavantajı objektiften gelen görüntünün bakaça aktarılması sırasındaki gecikmedir ayrıca pil tüketimini de artırırlar.

* gövde {body}
gövde fotoğraf makinemizin karanlık odasıdır, objektif gövde üzerinde bulunabileceği gibi gövdeden ayrılabilir de, her üreticinin kendi objektif yuvası bulunur{bayonet mount} ve buna uygun objektifleri kullanabilmemize izin verir.
bazı üçüncü firmalar bazı araçlarla başka markaların uygun olmayan objektiflerini kullanmamıza izin verse de böyle durumlarda objektifin tüm özelliklerini kullanmamız mümkün olmayabilir.
gövde fotoğraf makinemizin neredeyse bütün elemanlarını üzerinde barındırır.

* diyafram {aperture}
diyafram ışık miktarını kontrole yarayan, daralıp genişlemesi kontrol edilebilen bir delik olarak kabul edilebilir, f-stop ile ölçülüp latince odak anlamına gelen focus'un f'si ile gösterilir. bıçak adı verilen parçalardan oluşan diyafram uluslararası bir standarta sahiptir. peki diyafram ne işe yarar adından da anlaşılabileceği gibi odaklamaya yardımcı olan bu eleman ışık miktarını artırıp azaltarak net alan derinliğini kontrol etmemize yarar.

diyafram çizelgesi
diyafram çizelgesi

f1, f1.2, f1.4, f1.8, f2, f2.4, f2.8, f3.5, f4, f5.6, f8 gibi değerler alan diyaframda f değeri ile alınan ışık miktarı ters orantılıdır yani f değeri büyüdükçe alınan ışık miktarı azalır ve net alan derinliği artar haliyle bunun tam tersi de mümkündür f değeri küçüldükçe alınan ışık miktarı artar ve net alan derinliği azalır. ayrıca her diyafram değeri kendinden öncekinin yarısı kendinden sonrakinin 2 katı kadar ışık geçirir.
net alan deriniliği
{bokeh, depth of field, depth of focus} nedir?, net alan derinliği fotoğrafını çekmek istediğimiz nesneye odaklandığımızda arkasında ve önünde net olarak görebildiğimiz alandır.

* örtücü {shutter}
örtücü{shutter} duyarlı ortamın ne kadar ışığa maruz kalacağını belirleyen araçtır, gövde içinde hemen duyarlı ortam önünde bulunabileceği gibi lens içinde de bulunabilir , bez, metal, plastik vb. maddeler kullanılarak yapılmış olabilirler. deklanşöre basıldığında duyarlı ortam önünden çekilerek ortamın ışığa maruz kalmasını{ki buna pozlama denir} sağlarlar işte bu süreye enstantane hızı{shutter speed} ya da pozlama süresi denir. enstantane hızı bir standarta sahiptir.
1/2, 1/4, 1/8, 1/15, 1/30, 1/60, 1/125, 1/250, 1/500, 1/1000, 1/2000, 1/4000, 1/8000 olarak ifade edilir ve saniye ile ölçülür. bazı makinelerde b ve t seçeneği de bulunur. bunlardan b olanı bulb anlamına gelir ve deklanşöre basıp pozlama başladıktan sonra tekrar basıncaya kadar örtücüyü açık tutar, t seçeneğinde ise bulb seçeneğinin aksine elimizi deklanşörden çektiğimiz anda örtücüyü kapar ve pozlamayı bitirir. yeri gelmişken söylemekte fayda var deklanşör örtücüyü açıp kapatmamıza yarayan düğmenin adıdır ve bazı makinelerde hassaslığından belirli bir ömre sahiptir, ayrıca mekanik olmasının yanında elektronik destekli veya sadece elektronik olabilir.
örtücü hızı hareket eden nesneleri dondurmamız için gerekli değerdir, yüksek örtücü hızları nesnemizin hareket hızına bağlı olarak onu durdurabilir ya da flu olarak görmemize neden olabilir.
pozlama duyarlı ortamın ışığa maruz kalma süresidir ve pozlama değeri{ev} ile ölçülür.
* objektif{lens}
objektif{lens} içindeki optik elemanlar vasıtasıyla duyarlı ortam üzerinde net görüntü oluşturmamıza yarayan araçlardır. makineye bütünleşik objektiflerde pek karşılaşmasak da{slr benzeri makinelerde görmek olası} üzerlerinde netlik çemberi, netlik çizelgesi, yakınlaştırma çemberi{zoom,zum}, yakınlaştırma çizelgesi, diyafram çemberi ve diyafram çizelgesini barındırır. ayrıca ön optik elemana yakın yivli bir yapıyla filtre takılmasına olanak tanır.
optik yakınlaştırma sıklıkla duyduğumuz dijital yakınlaştırmaya oranla daha önemlidir, optik elemanlarla yapılmasından dolayı kalite, keskinlik ve renk gibi faktörlerde en az kaybı sağlar. dijital yakınlaştırma ise bilgisayarlarımızda bulunan grafik düzenleme yazılımlarının yaptığı yakınlaştırmadan farklı değildir, işlemci görüntüyü alır büyütür, büyütürken eksik gördüğü pikselleri yakınında bulunan piksellere benzer şekilde doldurur, düşük keskinliğe ve renkte bozulmalara genel olarak kalite kaybına yol açtığı için dijital yakınlaştırma gözardı edilmelidir.
objektif içinde bulundurduğu optik elemanların kalitesiyle eş orantılı olarak fotoğrafımızın kalitesine doğrudan etkide bulunur.
objektifler sahip oldukları diyafram değerlerine göre hızlı veya yavaş olarak adlandırılırlar, bu nasıl oluyor ona bakalım: f1.4 diyafram değerine sahip bir objektif hızlı sayılır zira yüksek ışık alma yetisine sahip olduğu için yüksek örtücü hızı kullanmamıza izin verir diğer taraftan f4 değerine sahip bir objektif f1.4 değerine göre daha yavaştır çünkü daha az ışık alması nedeniyle daha yavaş örtücü hızları kullanmamız gerekir.

objektifler odak uzaklıklarına {focal lenght} ve buna bağlı olarak görüş açılarına göre sınıflandırılırlar. odak uzaklığı objektifin yakınlaştırma gücünü, görüş açısı ise objektifin yatayda ve dikeyde görüntüleyebildiği açıyı ifade eder ve birbirleriyle ters orantılıdır. odak uzaklığı arttıkça görüş açısı azalır tersi durumda da odak uzaklığı azaldıkça görüş açısı artar.
insan gözünün görüş açısı yaklaşık olarak 45° kabul edilir bu açıya yakın görüş sağlayan objektifler ise normal odak uzunluğuna sahip varsayılır.
bir objektifin geniş, normal veya dar açı olup olmadığı kullanılan filmin/algılayıcının çapraz uzunluğuna göre belirlenir. örnek verecek olursak 35mm filmin yatay uzunluğu 36mm dikey uzunluğu ise 24mm'dir, çapraz uzunluğu yaklaşık 43.2mm olan bu film için 50mm normal odak uzunluğu kabul edilirken 24mm odak uzunluklu objektifler geniş açı, 200mm odak uzunluğuna sahip objektifler ise dar açı kabul edilir. 60mmx60mm orta format bir makine için normal odak uzunluğu filmin çapraz uzunluğu olan 84mm'dir.
objektifler dar, normal, geniş açı olmalarının yanı sıra makro ve perspektif kontrollü olarak karşımıza çıkabilirler, ayrıca odak uzunlukları sabit veya değişken olabilir.
objektiflerin kalitesi ışığı çözebilme gücüne ve hızına bağlıdır. değişken odak uzaklığına sahip objektilerde dar ve geniş açı değerlerinde aynı ve açık diyafram değerine{örn, 70-200mm f2.8, 18-50mm f2.8}, sabit odak uzunluğuna sahip objektiflerde ise açık diyafram{örn, 24mm f2.8, 35mm f1.4, 80mm f1.4, 400mm f4} değerine sahip olması yani objektifin hızlı olması değerini artırır. objektif ne kadar az optik kusura sahip, çözebilme gücü yüksek ve hızlıysa o kadar kalitelidir diyebiliriz, bununla doğru orantılı olarakta fiyatında artış görmemiz olası.
iyi ama verilen değerlere bakarak diyaframı ya da fotoğraflara bakarak optik kusurlarını algılayabilirken ışığı çözme gücünü tam olarak nasıl anlarız, işte burada üreticilerin yayınladıkları aktarma yeteneği{modulation transfer chart} tablolarına bakmak faydalı olacaktır.
ayrıca objektifler bazı optik kusurlara da neden olabilir, bunların bazıları üreticilerin kullandıkları optik elemanların kaliteleriyle de alakalı iken bazıları optik kanunlardan kaynaklıdır.

*film
film temel olarak iki tabakadan oluşur. ilki kimyasalı barındıran ve ışıkla tepkimeye giren kısım iken diğeri ise bu kimyasalın tutunduğu tabakadır. filmler yapılarına{polaroid, aps, negatif,...}, boyutlarına{35mm, 6x6,...}, duyarlılıklarına{100asa, 200asa, 400asa, 800asa,...} ve tabanlarına{plastik, cam,...} göre ayrılırlar.

*algılayıcı{image sensor, ccd, cmos, foveon}
algılayıcı objektif yardımıyla gelen görüntüyü elektrik sinyallerine dönüştüren parçadır, dijital fotoğraf makineleri için film işlevini görür. ışığı algılama, renk ayrıştırma ve üzerinde bulunan kapasitörlerin dizilimine göre farklılık gösterir, en çok kullanılan algılayıcılar ise şunlardur: ccd, cmos, foveon.
temel olarak üzerindeki ışığa duyarlı kapasitörler vasıtasıyla görüntü dijital sinyallere çevrilir ve görüntü işlemcisi vasıtasıyla fotoğraf oluşturulur. algılayıcı üzerinde bulunan her kapasitör bir piksel kayıt eder, algılayıcıyı yatayda ve dikeyde kapasitörlerle kaplı olarak düşünelim ve her kapasitörün bir piksel kayıt ettiğini, böylelikle kayıt edilen piksellerin sayısıyla fotoğrafımızı ölçebiliriz ki buna çözünürlük denir. piksel boyutu tanımlanmadığı için 1*1mm'de 1 tane olabileceği gibi 4 tanede olabilir.
işte bu noktada karşımıza algılayıcı boyutu denen kavram çıkıyor. filmler nasıl en ve boy yüksekliğine göre ölçülebiliyorsa algılayıcılarda ölçülebilirler fakat aynı boyutta iki algılayıcı üzerinde bulundurduğu kapasitör sayısının farklılığı nedeniyle farklı çözünürlüklerde fotoğraf elde etmemiz olasıdır. bu nasıl oluyor?, piksel boyutunun tanımlanmadığından bahsetmiştik, kapasitör boyutlarının küçülmesi aynı alandan daha fazla piksel kaydına olanak tanır fakat bunun bazı dezavantajları vardır. kompakt makinelerde kullanılan 1/1.8 inç boyutlu 10 milyon piksel kayıt yetenekli algılayıcı ile yine 10 milyon piksel kayıt yeteneğine sahip 22.2 x 14.8 mm boyutlu algılayıcının performansı aynı değildir. bunun nedeni küçük alanda bulunan kapasitörler küçük boyutları nedeniyle daha çok elektrik tüketip daha çok ısınırlar bu da fotoğrafımıza kirlilik{noise} olarak yansır. her ne kadar ilerleyen teknoloji bunun önüne geçse de aynı performansı yakaladıklarını söylemek zor.
fotoğraflarımızın pikselle ölçülebildiğinden bahsetmiştim, yatay ve dikey piksellerin çarpımı yani fotoğrafımızı oluşturan toplam piksel sayısı çözünürlük olarak ifade edilir.
peki çözünürlük ne işe yarar?, örnek vermek gerekirse
fotoğrafımızın 1600 yatay 1200 dikey pikselden oluştuğunu varsayalım,
1600 x 1200 = 1920000 piksel
fotoğrafımız toplam 1920000 piksele sahipmiş.
{1000000 piksel bir mega piksel kabul edilir ve 1mp olarak gösterilir}
makine üreticileri bunu 1.92 mp olarak satmak yerine daha büyük ve kolay olduğu için 2 mp olarak kullanırlar, işte burada özellikler arasında bir şey dikkatimizi çeker o da efektif yani kayıt edilebilen piksel sayısıdır ki o da 1.92 mp olup makinemizin gerçek kayıt edebildiği çözünürlüktür.
elimizde 1.92mp çözünürlüğe sahip bir fotoğrafla ne yapabiliriz. işte burada dpi kavramı imdadımıza yetişir, bu kavram inç başına nokta sayısını ifade eder. internet kullanımı için 72dpi yeterli bir değerken ofset için 310dpi gereklidir, yani dpi yardımıyla ne kadar büyüklükte baskı alabileceğimiz bulabiliriz.
en veya boyu istediğimiz dpi değerine bölüp inçi cm'ye çevirmek baskı boyutunu elde etmemizi sağlar.
fotoğraf baskıları için genellikle 300dpi yeterlidir, en alt değer ise 270dpi olarak önerilmekte, yazıcınızdan alacağınız baskılar için ise 150dpi değerini kullanabilirsiniz, yeni nesil yazıcılar 600dpi değerini bile rahatlıkla kullanmanıza izin vermekteler. genel olarak 300dpi değeri kullanıldığından biz de öyle hesaplayalım

(1600/300)x2,54= 13,546 cm
(1200/300)x2,54= 10,16 cm

yani yaklaşık olarak 15x10cmlik bir baskı için 2 mp çözünürlük rahatlıkla yetmekte, kaliteden biraz feragat ederek 20x15 cm baskı bile almak mümkün.

algılayıcı boyutlarının farklılığı 35mm eşdeğeri kavramını görmemize neden olur. niye 35mm derseniz en çok kullanılan fotoğraf filminin boyutu olduğu için yanıtını buluruz.
dijital slr makinelerde film boyutundan küçük olan algılayıcılar film boyutu için yapılmış objektiflerin oluşturduğu görüntü için küçük kalırlar bunun için odak çarpanı kavramı diye bir şeyle karşı karşıya kalırız. günümüzde 1,3-2 arasında{kullanılan algılayıcı boyutlarından dolayı} olan bu çarpan 20-70mm bir objektifi örnek olarak çarpan 1,5 ise 30-105mm olarak kullanmamıza neden olur. bu uzun odaklı lensler için bir avantajmış gibi görünse de geniş açıyla çalışmak isteyen kullanıcılar için problem yaratabilmekte.
lensi değişmeyen makinelerde ise algılayıcı boyutuna göre odak uzaklığı belirlenmiş objektifler kullanıldığından odak çarpanından bahsetmek yersiz olacaktır.

kullandıkları film veya algılayıcı boyutuna göre makineleri aps, 35mm, orta format ve büyük format makineler olarak sınıflandırmak mümkündür.

*hassasiyet{asa,iso,dın, film hızı, film speed}
filmler üzerlerinde taşıdıkları kimyasalardan{gümüş parçacıkları} ötürü belirli bir ışık duyarlılığına sahiptir ve buna film hızı denir. bu duyarlılık belirli bir standarta bağlanmıştır ve farklı ülkelerde farklı ifadelerle hayat bulur ama biz en çok iso ile karşılaşırız. filmdeki gümüş parçacıkları arttıkça duyarlılığı artmakta lakin lekelerin büyüklüğü artmaktadır.
dijital makinelerde de bir tür leke oluşur buna noise denir, algılayıcı hassasiyeti artırıldığında filmdekinden farklı olarak piksel piksel bozunmalarla karşılaşılır, bir çok üretici buna karşılık olarak görüntü işlemcileriyle müdahaleyi olanaklı hale getirmişlerdir.

* beyaz dengesi{white balance, wb}
cisimlerin elektromanyatik yayılımları bir ısı açığa çıkarır ve biz bunu renk olarak görürüz. kelvinle ölçülen renk ısısı makinelerin ışıkölçerleri{light meter} yoluyla renklerin doğru kayıt edilmesini sağlar. bazen makinemiz ortamdaki ışık şiddetine göre bunu doğru algılayamaz ve hazır seçeneklerle{ampul, florasan, gündüz vb.} düzeltmemize ya da doğru renk ısısını manuel olarak ayarlamamıza olanak tanır.

temel kavramlar derinlere inildikçe sonu olmayan bir kuyuyu andırsa da aslında basit temeller üzerine kurulmuştur, ben kısaca bunlara değinerek bazı şeyleri açıklığa kavuşturduğumu düşünüyorum, aslına bakarsanız yazarken şunu da yazayım bunu da yazayım derken biraz karışık ve değinmediğim noktalar olmuş olabilir ama sanırım şimdilik yeterli olacaktır. temel kavramları da öğrendiğimize göre sıra makineyi seçmek kalıyor o da serinin son yazısında.

kullandığım ve işinize yarayabilecek kaynaklar:
wikipedia: fotoğraf, fotoğrafçılık, fotoğraf makinesi, objektif.
camerapedia.org , ihsan derman temel fotoğraf tekniği, kameraarkasi.org, luminous-landscape: essays&understanding series, dpreview, imaging resource web photo school.



Yorumlar

ilgiyle takip ediyorum. teşekkürler

Yorum ekleyin!

üye olunpillinetwork sitelerine yorum ekleyebilmek ve daha fazlası için, üye olun ya da giriş yapın.

Bu yazıyı rapor et. Kural dışı içeriğe rastladığınızda editörlerimize rapor ederek müdahale edilmesini sağlayabilirsiniz. (Hangi durumlarda rapor edebilirim?)

Bu Site

Bu site hep beraber içerik üretip, gelirini paylaştığımız pillinetwork'ün bir parçasıdır. detaylar

son yorumlar

forum aktivite

Tutulanlar banner

RSS Dosyası
pillikutu